Genel · 30 Eylül 2026 · 2 dk
İnternet üzerinden hakaret ve erişim engeli
İnternet ortamında gerçekleştirilen hakaret eylemleri, hem ceza hukuku hem de özel hukuk alanında ciddi sonuçlar doğurmaktadır. Türk Ceza Kanunu'nun 125. maddesi uyarınca hakaret suçu, alenen işlendiğinde nitelikli hâl kapsamında değerlendirilebilmekte; bu durum öngörülen yaptırımı doğrudan etkilemektedir.
İçeriğin kaldırılması bakımından tablo 2024'te değişmiştir. 5651 sayılı Kanun'un, kişilik haklarının ihlali hâlinde sulh ceza hâkimliğinden içeriğin çıkarılmasını ve erişimin engellenmesini istemeye imkân tanıyan 9. maddesi, Anayasa Mahkemesi'nin 11/10/2023 tarihli ve E.2020/76, K.2023/172 sayılı kararıyla iptal edilmiş; iptal 10 Ekim 2024'te yürürlüğe girmiş ve yerine yeni bir düzenleme yapılmamıştır. Bugün salt kişilik hakkı ihlaline dayanan taleplerde genel hükümler uygulanmakta; içeriğin kaldırılması, Türk Medeni Kanunu'nun 24 ve 25. maddeleri çerçevesinde açılan dava ve bu dava kapsamında istenen ihtiyati tedbir yoluyla gündeme gelmektedir. 5651 sayılı Kanun'un yürürlükteki 9/A maddesi ise yalnızca özel hayatın gizliliğinin ihlali hâline özgüdür. Her hâlde hak sahibinin, ihlalin gerçekleştiğini somutlaştıran delilleri sunması beklenmektedir.
Hukuki süreçler birbirinden bağımsız yürütülebilmektedir: Ceza şikâyeti ile içeriğin kaldırılmasına yönelik hukuk davası aynı anda başlatılabilir; ancak bu iki yolun usul ve ispat koşulları birbirinden farklılık göstermektedir. Ayrıca kişilik haklarının ihlalinden kaynaklanan manevi tazminat davası Türk Medeni Kanunu ile Türk Borçlar Kanunu hükümleri çerçevesinde ayrıca ileri sürülebilmektedir.
Dijital delillerin korunması—ekran görüntüsü, zaman damgası, URL kaydı—hukuki süreçlerin seyrinde belirleyici bir işlev üstlenmektedir. Delillerin gecikmeksizin ve usulüne uygun biçimde muhafaza edilmesi, ilerleyen aşamalarda ispat yükü bakımından kritik önem taşımaktadır.
İNTERNETTE HAKARET?