Genel · 11 Ekim 2026 · 2 dk
Yıllık ücretli izin hakkı ve kullanılmayan izin
Yıllık ücretli izin hakkı, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 53. maddesi uyarınca, deneme süresi de içinde olmak üzere en az bir yıl çalışmasını tamamlayan işçi bakımından doğar ve bu haktan vazgeçilemez. Kanun'un 54. maddesi gereğince bu bir yıllık sürenin hesabında, işçinin aynı işverenin bir veya çeşitli işyerlerinde çalıştığı süreler birleştirilerek göz önüne alınır. Söz konusu hak, işçinin yazılı talebi ya da işverenin resen düzenlemesi sonucunda kullandırılmak zorundadır; ücret ödemesiyle ikame edilemez.
Kanun, hizmet süresiyle orantılı bir izin süresi öngörmektedir. Hizmet süresi bir yıldan beş yıla kadar (beş yıl dahil) olan işçinin yıllık ücretli izni on dört günden, beş yıldan fazla on beş yıldan az olanın yirmi günden, on beş yıl (dahil) ve daha fazla olanın ise yirmi altı günden az olamaz. On sekiz ve daha küçük yaştaki işçilerle elli ve daha yukarı yaştaki işçiler bakımından bu süre yirmi günden az olamaz. Yer altı işlerinde çalışan işçilerin yıllık ücretli izin süreleri dörder gün artırılarak uygulanır.
İş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi hâlinde, kullandırılmamış izin süreleri için ödenmesi gereken ücret hak kazanılmış alacak niteliği taşır. Bu alacak, iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki son ücret esas alınarak hesaplanır ve İş Kanunu'nun 59. maddesi gereğince işverence işçiye ödenir. Zamanaşımı süresi, 7036 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesiyle birlikte beş yıl olarak uygulanmaktadır.
Yıllık izin alacağı; iş güvencesi hükümlerinden, kıdem tazminatından ve diğer işçilik alacaklarından bağımsız olarak talep edilebilir niteliktedir.
Bir yıl çalışan işçi yıllık ücretli izne hak kazanır.